top of page

Sevgili Mario Ağabey

Size böyle hitap edebilirim sanırım. Bir derste beni bir ağabey olarak görebilirsin demiştiniz. Değerli hocam, rahatlıkla siz farkında olmadan bana öz ağabeyimden daha fazla ağabeylik ettiniz diyebilirim. İzninizle önce kısaca nasıl tanıştığımızı anlatmak istiyorum. Doğrusu benim hiçbir zaman yazar olmak gibi bir hayalim ya da emelim olmadı. Sadece etkisi altında kaldığım bir aile hikâyem vardı ve sağda solda bu hikâyeden bölümleri o kadar çok anlattım ki dinleyen insanlar ‘’Sen bunları yazmalısın’’ demeye başlamıştı. Yurt dışında bulunduğum süreçte Facebook’da anekdotlar olarak yazdım da. Bu kez ‘’ Sen kitap yaz, çok akıcı yazıyorsun’’ tarzında pek çok yorumla karşılaşınca bir uzmanın fikrini almayı düşündüm. Hemen her düşüncemizi okuyan sosyal medya ortamı İnstagram’ da sizin yazarlık eğitimi verdiğiniz bir ilanı gördüm. Yuvarlak gözlüklerinizin ardından hafif tebessüm eden bakışlarınıza derhal bir yakınlık hissettim, fakat henüz hiçbir kitabınızı okumamıştım; sizden nasıl ders alabilirdim? Hemen İstanbul Bir Masaldı adlı kitabınızı alıp okumaya başladım. Aman allahım! Ne çok karakter, ne detaylı anlatım… Evet, beni ancak siz anlayabilirdiniz. Hikâyemi size anlatabilirdim. Fakat bazı ailevi durumlar yüzünden hemen yazılamadım derslerinize. Bu en büyük pişmanlığımdır. Ancak Eylül 2022’de Buart Sanat’ın Başlangıç Seviyesi Yazarlık Eğitimi atölyesinde tanışabildik sizinle. Derse ‘’Merhaba’’ diyerek başlamıştınız. Merhabanın ‘’Benden sana zarar gelmez’’ anlamı taşıdığını söylemiştiniz. Ne sıcak bir başlangıçtı! Sizden bize öyle büyük faydalar geldi ki hocam… Hem yazı atölyesinde birlikte çalıştığımız kırk hafta boyunca hem Edebiyat Kulübünde o kadar çok şey öğrendik ki sizden… Hiç şüphesiz başlı başına bir okuldunuz. Sayenizde bambaşka ufuklar açıldı önümüzde. Sadece ders bakımından değil, insan davranışları hakkında da… Bitmek bilmeyen sabrınız, tevazunuz, kibarlığınız, hatırşinaslığınız…


Utanarak söylüyorum, kendime olan güvensizliğimle sizi çok bunalttım. Gene de beni cesaretlendirmek, şevkimi kırmamak için ne gerekiyorsa yaptınız. Hikâyemi ilgiyle dinlediniz, ‘’Ne güzel roman oluyor işte’’ diyerek sonunu merak ettiniz. ‘’Zeynep Üstündağ peşindeyim, bu romanı bitireceksin’’ dediniz. Ne yazık ki hayat buna izin vermedi. Sizi geç tanıdım, erken kaybettim. Bazı talihsizlikler yüzünden hayatımda birçok şey yarım kaldı. Şimdi bu kitabı da siz olmadan nasıl tamamlayacağım bilmiyorum. Ben onu en çok size anlatmak istemiştim, çünkü belki de ben daha size bunları anlatmadan beni anlamıştınız. ‘’İnsanlar susarak da anlaşabilirler’’ dememiş miydiniz bir romanınızda. Sizin için Haldun Taner neyse benim için de siz öyleydiniz diyebilirim naçizane. Sizin öğrenciniz olmak hayatımdaki en şanslı, en onur duyduğum durumlardan birisidir. Hele Endülüs gezimiz hiç ama hiç unutulmayacak eşsiz

bir hatıra… Ben çok güzel bir yerde olduğunuzu düşünüyorum, bu kadar sevilen birisi olarak en azından sizi seven onca insanın kalbinde daimi bir yere sahipsiniz. Eserlerinizle hep hatırlanacak, sevilmeye devam edeceksiniz. ‘’Her uçuşun bir hikâyesi vardır. Bir sonu da. En güzeli de budur. Bir sonun olması. Marifet uçuşun hakkını verebilmekte.’’ demiştiniz gene bir kitabınızda. Siz gerek öğrencilerinize, gerek okurlarınıza soru sormayı pek severdiniz. Peki, şimdi ben size sorayım, her son da bir başlangıca vesile değil midir? Belki de başka bir boyutta yeni bir uçuşa başladınız, kim bilir?


Sevgi, saygı ve özlemle…

Zeynep Banu Üstündağ

140 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Opmerkingen


bottom of page