top of page

YENİ BİR YILA İNANMAK

Bu yeni yıla birçoğumuz yaralı gireceğiz. Biraz da eksik…

 

Birbirimizden iyi dileklerimizi esirgemeyeceğiz elbet. Sevdiklerimize sarılacağız. Gülümseyeceğiz. Onlara tutunabildiğimiz için kendimizi talihli hissedeceğiz.

 

Kimimiz aile diyecek, kimimiz aşk, kimimiz iş.

 

Kimimiz sanat, kimimiz edebiyat, kimimiz futbol, kimimiz giysiler, alışveriş, kimimiz televizyon, diziler, kimimiz para, daha çok para, kimimiz güç, iktidar oyunlarında başarı, kimimiz şöhret.

 

Kimimiz çocukların eğitimi diyecek öte yandan, kimimiz sağlığımız.

 

Sağlığımız. Tabii ki sağlığımız. Her anlamdaki sağlığımız.

 

Diyeceğiz, elbette diyeceğiz. Demeliyiz. Demekten başka çaremiz yok. Çünkü hayat devam ediyor. Devam etmeli.

 

Ama birçoğumuz bu yine de bu yeni yıla yaralı girecek. Biraz da eksik…

 

Vicdanlarımız görmemiz gerekenleri gördüğü sürece. Görmekten başkasını yapamayacağı için.

 

Her yaşanan kötülüğün birçok yüzü vardır, biliyorum. Gösterilenler ve gösterilmek istenenler her zaman asıl görülmesi gerekenler değildir çoğu kez, onu da biliyorum.

 

Ama benim yüreğim, kim ne derse desin, silahların gölgesinde büyüyen ve büyümeye mecbur kalan çocukların acısını taşımakta çok zorlanır.

 

Benim yüreğim bu silahlarla çocuk bile olamadan ölen bebeklerin kaderini taşımakta zorlanır, çok zorlanır.

 

Benim yüreğim böyle bir ortamda çocukluğunu bile yaşayamadan büyümek zorunda kalan çocukların gülümsemesini taşımakta bile zorlanır.

 

Benim yüreğim bu silahlarla yetim bırakılan çocukların gözyaşlarını taşımakta da zorlanır, beni o gözyaşlarına ortak eder.

 

Benim yüreğim o çocuklara sarılmamı söyler. Sarılamam.

 

Bu yeni yıla birçoğumuz yaralı giriyoruz. Biraz da eksik...

 

Bunu hiç kimse hak etmedi. Ne bu ateşin içinde kalanlar hak etti, ne de bu ateşi seyretmek zorunda kalanlar.

 

Her ateş, ateş edeni de öldürür. Her ateş hayatta kalanı da öldürür biraz.

 

Bu eksiklik ve bu yara bizi nereye götürecek? Başkalarını bilemem ama ben sanattan ve edebiyattan başka hiçbir seçenek göremiyorum. Dünyayı ancak böyle güzelleştirebiliriz. En çok böyle inanabiliriz yaşadıklarımıza. Coğrafya kaderdir demişti İbn-i Haldun. Kaderimizi taşıyacağız elbet. Ama tarihin bu gerçeği bizim başka gerçekler için, umut ve barış için savaşmamızın engeli olmamalı.

Çünkü umudun bittiği yerde hayat da biter.

Çünkü hayat öyle sanıldığı kadar uzun değil. Çünkü tüm yaşananlara rağmen hâlâ kurtarılabilecek hayatlar var. Çünkü başkalarının hayatlarını kurtarmak bir anlamda kendi hayatını da kurtarmak demektir.

 

Tüm hissettiklerimize rağmen umut, evet. Kötülüğün bu kadar hakimiyet kurduğu bir dünyada iyilik saflık değil, isyandır, direnmedir. Çünkü iyilik hiçbir zaman yok edilemeyecektir. Sevgi de.

 

Bu inançtan hiç kopmamaya var mısınız?

 

Bu yeni yıl özlediğimiz o günleri getirecek mi? Ben getireceğine inanmak istiyorum. Aksi halde yazmanın ve yazmakta direnmenin ne anlamı var? Gönül tarihimize bir daha dönmemiz, ama sahiden dönmeyi bilmemiz yeterli. Yunus Emre bize yüzyıllar öncesinden sesleniyor. Mevlana, Hacı Bektaş Veli sesleniyor. Nasreddin Hoca da sesleniyor. Duyuyor musunuz? Hakikaten duyuyor musunuz? Hakikatin esasında kendimiz olduğunu, konuşmaktan çok dinlemenin erdemini… Belki de buradan, tam da buradan başlamak gerekiyordu.

 

Ben artık bu mirası kalbimde taşıyorum. İnançla…

282 görüntüleme2 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

2 comentarios


Daima özlemin içimizde yanacak Mario. Yaktığın sevgi meşalesi sönmeyecek yüreklerimizde. Sen bir sihirbazmışsınız. Sevgi sihirbazı. Şimdi çok daha iyi anladım. Huzurda ol. Daima.

Seni çok seviyoruz.💛💙

Me gusta

Biz de senin mirasını hep kalbimizde taşıyacağız

Me gusta
bottom of page